Geleneksel Medya Bloglara Savaş Açtı

markreting_tr_logo
marketing_türkiye_15082009_1
marketing_türkiye_15082009_2marketing_türkiye_15082009_3
marketing_türkiye_15082009_4

GELENEKSEL MEDYA bloglara savaş açtı

Son günlerde gazetelerde ardı ardına çıkan “Bloglar ölüyor”, “Facebook’un modası geçti darısı Twitter’ın başına” minvalli yazılar interaktif camiadan büyük tepki alıyor. Çünkü blog yazarlarına ve sektör profesyonellerine göre interaktifin yükselişini çekemeyen “geleneksel medya” kendi çapında ve elinden geldiğinde gidişatı baltalamaya çalışıyor.
HÜRRİYET gazetesi köşe yazarı Tolga Tanış 2 Ağustos tarihinde kaleme aldığı yazısında “Amerika emekli blogger doldu” diyordu. Yazısının devamında “Ve bir furya daha bitti. Açtığınız bloglan terk ettiniz’ diyen Tanış bu tezini açıklarken de geçtiğimiz ay Technorati’nin yayınladığı bir istatistikten destek alıyordu. Buna göre Technorati’nin kayıtlarındaki blog sayısı 133 milyona ulaşmış. Ancak son dört ay içinde, bu blogların sadece yüzde 5’inin güncellendiği anlaşılmış. Yazısına şöyle devam ediyordu Tanış: “Yani ilk blog kurulalı daha 10 yıl olmadan, sıkılmışsınız… Böyle istatistiklerle karşılaşınca, iletişim teknolojisine dair tahmin yapmanın ne kadar anlamsız olduğunu fark ediyorum her seferinde. Tanış’a göte etraf emekli blogger dolmuştu. Ama bloglar öldü demek için daha fazla veriye ihtiyaç vardı. Yazara göre her teknolojik yenilik kendini kısa sürede tüketiyor ve ayakta kalmak için bulunan yöntem de geleneksele yönelmek. “Sonuçta iletişim teknolojisinde birçok fikir, aslında gazetecilik hedef alınarak ortaya çıkıyor. İnternet portalları çıkıyor, gazetecilik ölecek deniyor ancak sonra bloglar çıkınca o portallar gazetelere sığınıyor. Artık blogların dönemi başladı deniyor. Mikrobloglar çıkınca bu sefer bloglar portallara katılıyor. Bugün Technorati listesinde bir numaralı blog diye gözüken Huffıngton Post’a bakın, bloğa benzer bir tarafı kalmadığını görürsünüz. Bildiğiniz portal. Kısacası her yeni çıkan şey. bir öncekini geleneksel olmaya zorluyor.”

Hürriyet’e CV yollayacaksınız!

Tanış yazısında kısaca her şey bir gün geleneksel olana döner diyordu ancak yazarın öngörüleri bununla da sınırlı kalmıyordu, yazısını oldukça iddialı ve interaktife gönül vermiş olanları kızdıracak bir cümleyle bitiriyordu: “Ben sonunda ne olacağını söyleyeyim. Bir gün hepiniz gazeteci olacaksınız. Hürriyet’e özgeçmiş, yollayacaksınız.”
Bu yazının hemen ardından Radikal gazetesinin köşe yazarı Nur Çintay konuyu köşesine taşıdı. Tanış’ın yazdıklarının ışığında o da “Twitter ne zaman Ölecek?” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Nasıl ki bloglardan ve Facebook’tan sıkıldıysak Twıtter’dan da sıkılacağız diyordu Çintay da. Evet, Tanış, Çintay ve sayısını hatırlamadığımız kimbilir kaç köşe yazarı bugüne kadar bu siteler hakkında yazdılar çizdiler. Belki söylediklerinde haklıydılar, internet gibi bir alemin bitmek bilmeyen devinimine sürekli şahit oluyoruz doğru. Ama gerçekten bir şeyler ölüyor muydu? Bir gün hepimiz “kürkçü dükkanına” gazetelere dönecek miydik? İnteraktif pazarlama profesyonelleri ise tüm bu yorumlar karşısında daha farklı bir senaryo üretmişlerdi. Onlara göre de bir şeylerin değiştiği doğruydu, ancak hiçbir şeyin öldüğü falan yoktu. Sadece şekil değiştiriyordu her şey. Birçok gazetecinin yaptığı ise anlamadığını kötülemekten başka bir şey değildi. Dijitalin inanıl-maz yükselişi karşısında gazetelerin yok olmaya yüz tutmasından korkan gazeteciler, kendi arala-rında söz birliği etmişçesine bir “karalama” kampanyasına tutuşmuşlardı. Ancak ortada sağlam veriler de vardı. Technorati’nin istatistikleri göz ardı edilecek gibi değildi. Biz de sektöre dönüp sorduk “Bloglar ölüyor mu?” diye. Bir süre sonra blogger’lık müessesesi yerini başka bir trende mi bırakacaktı, yoksa konuşulanların bir kısmı “amaçlı” mıydı?

Blog değil sosyal medya

Arda Kutsal, bundan yıllar önce web dünyasına ilişkin bilgileri değerlediği Webrazzi adındaki bloguyla yola çıkmıştı. Bugünlerde Crenvo adındaki şirketiyle danışmanlık hizmeti veren Kutsal, “Bloglar ölüyor mu?” sorumuzu yanıtlayan isimlerden ilki oldu. Günümüzde blogları farklı bir konumda değerlendirmek gerektiğini ifade eden Kutsal, sadece ücretsiz blog sağlayıcılar üzerinden hayata geçirilen bloglar ya da ücretsiz yazılımlarla kurulan bloglar olarak sınıflamak yerine, konuya sosyal medya olarak bakmak gerektiğine dikkat çekiyor. Mikroblogların, içerik paylaşım servisleri gibi çeşitli yeni nesil oluşumlar aslında konsept olarak blogların vizyonundan yürüdüklerine dikkat çeken Kutsal şöyle devam ediyor sözlerine: “Mesela Twitter… Milyonlarca kullanıcısı olan dünyanın en popüler mikroblog servisi dünyanın çeşitli bölgelerindeki son dakika gelişmeleri için ilk başvurulan kaynak olma yolunda ilerliyor. Haberi 140 karaktere indirgeyen bu yeni yaklaşım Iran seçimleri, uçak kazaları, depremler gibi çeşitli konularda haber merkezlerinin bile referans noktası haline geldi. Sonuçta Twıtter hesabı olan bir kişiyi blogcu olarak nitelendirmiyoruz ve twitter.com/webrazzi gibi bir adresi de blog olarak görmüyoruz. Ancak yapılan iş aslında aynı perspektiftedir ve paylaşım esasına dayalıdır.”

Para amaçlı olmamalı

Arda Kutsal, “Bloglar yakın gelecekte yok olmayacaktır. Tam tersine bloglar yani sosyal medyanın en önemli araçları önümüzdeki yıllarda çok daha aktif ve genele yayılmış olacaklardır” derken TTNet Tüketici ve İnternet Servisleri Üinternet iş Grup Yöneticisi Emre Tok’a veriyoruz sözü. “Blog yazmanın bir kaç amacı vardır…” diyerek söze başlayan Tok bu amaçlan şöyle sıralıyor: “Bunlar arasında kendini ifade etmeyi, hayatının bir kısmını paylaşma isteğini, günlük tutmayı, kendini tanıtmayı, ünlü olma arzusunu ve bu işten para kazanmayı sayabiliriz.”
Tok’a göre bunları yaparken genelde heves, heyecan ve sabır arasında bir ilişki oluşuyor. Öncelikle heveslerin geçici olması, iş ve özel hayatın temposu içinde blog dünyasına yeterince zaman ayıramamak blogların en önemli kapanma nedenleri arasında birinci sırada yer alıyor. Ayrıca özgün ve insanın kendi hazırladığı içerik yerine, herkesin bahsettiği konulara değinmek de, bloglara olan ilgi ve trafiğin azalmasına ve sonuçta kullanıcının az ziyaretçi sayısı nedeni ile duyduğu memnuniyetsizlikten bloğunu kapatması ile sonuçlanabiliyor. Tok ayrıca şunları söylüyor: “Blogların tavsiye ve deneyimleri okumak ve biz hizmet almak için başvurulan en önemli kaynak olmayı koruyacaklarını düşünüyorum. Gezi, elektronik, ürün, restoran, yemek tarifi, teknoloji konusunda hala başvurulan en önemli kaynak olan bloglar daha uzun bir süre internet dünyasına hizmet edecekler.” Inveon Kurucu Ortağı ve B1oXoo adlı blog ağının yaratıcısı Yomi Kastro ise yayınlanan istatistiklerin oldukça yanlış yorumlandığını düşünenlerden. Kastro’ya göre bu yanlış yorumlama birçok parametrenin eksik değerlendirilmesinden kaynaklanmış. Kastro: “Netcraft’ın 2009 Temmuz araştırma sonuçlarına göre internette 239 milyon web sitesi bulunuyor. Bu sitelerden aktif ve erişilebilir olanlarının sayısı ise sadece 75 milyon. Toplamda güncelleme oranı ise çeşitli segmentlere göre aylık yüzde 3 ve yüzde ıo arasında değişiyor. O zaman aynı mantıktan hareketle ‘Internet ölüyor ya da intemetin modası geçiyor’ mu diyeceğiz?” Kastro “Aynı istatistiklere gelin bir de tersten bakalım” diyor ve ekliyor 133 milyon blogun yüzde 5’i, yani tam 6,6 milyon blog düzenli güncellenir durumda. Bu halen oldukça yüksek bir rakam… Öte yandan şu ek verileri de dikkate almak büyük resmi daha iyi oluşturacaktır. Dünyanın en büyük blog servisi sağlayıcısı Blogger.com üç ay öncesine kadar dünyanın en çok ziyaret edilen sekizinci sitesiydi. Geçen ay itibariyle yedinciliğe yükselmiş görünüyor. Tüm bu verilerin ışığında blogların halen yükselen bir değer olduğunu söylemek doğru olacaktır.”

Bloglar çiçek gibidir

Pilli Network’ün kurucusu Hasan Yalçınkaya ise blogların sürekli güncellenmiyor olmasının bir veri olarak ele alınmaması gerektiği görüşünde. Çünkü Yalçınkaya’ya göre bir blogu ya da aslında herhangi bir siteyi yaşatmak kolay bir şey değil. Yalçınkaya, “Bloglar tıpkı çiçek sulamak gibi günlük ilgi ve emek istiyor. Ama blog açmak çok kolay. Beş dakikada bir blog sahibi olabilirsiniz. Dolayısıyla dünya bloglarının çoğunun terk edilmiş, başarısız olmuş denemelerden oluşması, normal ve başından beri bildiğimiz bir durum” diyor.
Eray Endeş ise konuya oldukça tepkili yaklaşan isimlerden biri. “Bloglar sizce de ölüyor olabilir mi?” diye sorduğumuzda bir zamanların ünlü VW sloganına atıfta bulunarak “Bloglar ölmez, yalnızca şekil değiştirir” diye cevap veren Endeş basta sözünü ettiğimiz yazarlara ithafen, “Gazetelerde, dergilerde ‘Amerika emekli blogger doldu”. “Facebook’un book’u çıktı”, “’Twitter ne zaman ölecek?” yazıları okuyoruz. Daha dün hiçbir medya mensubu bu sosyal araçlardan birini kullanmazken, geldikleri anda öldürmeleri oldukça ilginç diyerek konuya bambaşka bir açıdan yaklaşıyor. “Yani bloglar uzun süre devam edecek diyorsunuz?” diye soruyoruz Endeş’e. Cevap veriyor: “Hayır, blogların öleceği falan yok. Bu dünya tarihinin başından beri gelen doğal seleksiyondan başka bir şey değil. Onbinlerce, milyonlarca arasından sadece “iyi olanlar” hayatta kalmayı sürdürür. Bunu yalnızca bloglar için değil, aynı türde olan milyonlarca web sitesi için de söyleyebiliriz. Tüketim dünyasında yaşıyoruz. Elimizde ya da güncel olarak cebimizdeki teknoloji ile tüm dünyadan anında haberdarız, yayılım kolaylaştı. Kal böyle olunca her heves eden bir web sayfası, blog, mikroblog ya da sosyal ağlar içindeki yerini alıyor. Kimi hobi olarak, kimi meslek olarak devam ediyor, kimi sevmeyip bırakıyor. Nasıl olsa internet babamızın çöplüğü olduğu için açılan ve kullanılmayan her şey orada kalmaya devam ediyor. Ama kişiler isim olarak zaten başlayamadıkları yerde kaybolup gidiyorlar.”

Tanış’ın yazısı evlere şenlik!

Bir dönem Almanya merkezli sosyal ağ sağlayıcısı mixxt’in Türkiye operasyonundan sorumlu olan şimdilerde ise gençlere yönelik sosyal network Netlog’un Türkiye pazarındaki İş Geliştirme faaliyetlerini üstlenen Şekip Can Gökalp’e “Siz ne diyorsunuz bloglar internet aleminden silinecek mi?” diye sorduğumuzda ilk sözü “Elbette hayır” oluyor. Gökalp şu şekilde devam ediyor düşüncelerini açıklamaya: “Yazı ve internet var olduğu sürece, bloglar da dijital iletişimin en önemli parçalarından biri olacak. ‘Personal homepage’den, kişisel bloğa, ardından Twitter hesabına dönüşen şey, kişisel iletişim ve öz anlatım ihtiyacından ibaret. Bu temel içgüdü bir sabah uyandığımızda yok olmaz ise, blog yazmak da adı ve şekli değişerek devam edecek. Açılmış tüm bloglarm yüzde 5’i aktifse bile, dünya üzerinde 6,5 milyondan fazla insanın dünya ile iletişim kurduğu anlamına geliyor. 6,5 milyon yazarı olan bir mecra sizce ne kadar zamanda yok olur? ”
Geleneksel medya mensuplarının dönem dönem bu konuda fikir yürütmeye çalıştıklarını ve hepsinin de sosyal medyadan -farklı dozlarda- rahatsız olduklarını dile getiren Gökalp, Tolga Tanış’ın Hürriyet’te yazdığı yazıyı ve Nur Çintay’ın görüşlerini de eleştirmeden edemiyor: “Tolga Tanış bir yazı yazmış. 5 karakter özelliği yapıştırmış bloggerlara. Evlere şenlik. Nur Çintay da o yazıyı okuyunca ‘işte!’ dediğini yazmış köşesine. Gazeteci tanıdıklarımın büyük kısmında bu veya benzeri bir önyargı var. Blogları, hatta interneti geleneksel medyaya yönelik bir tehdit olarak görmelerinin altında sektörün genel olarak okurun/izleyicinin dikkatini çekmekte yaşadığı sıkıntı yatıyor diye düşünüyorum. Internette çarpık da olsa bir çok seslilik var ve bu tek yönlü iletişime alışık medyanın kafasını ciddi şekilde karıştırıyor. Seçilmiş içerik ile serbest içerik arasında belli bir denge her zaman var olacak bence, herhangi birinin yok olması söz konusu değil.”

Blog kültürü devam ediyor

Inveon Yönetici Ortağı – Yomi Kastro

İnternetteki paylaşım kültürü ve insanların ‘sübjektif yorumlara ulaşma ihtiyacı’ bloglarla başlasa da, bugün itibariyle birçok farklı platforma taşınmış durumda. LiveFeed özelliği olan sosyal network’ler, Twitter ve benzeti micro-blogging kültürü, video blog’lar benzer işlevleri yürütebiliyorlar. Tam bu noktada insanlar kendisine en uygun paylaşım platformunu seçebilir hale geliyor. Büyük bir kitle hala ifade gücünün yüksek olduğu blogları tercih ederken, daha sık ve daha kısa paylaşımlar yapmak isteyenler micro-blogging’i tercih ediyor. Özetle blog ve paylaşım kültürü büyük bir hızla yaygınlaşmaya devam ediyor.

Pilli Network – Hasan Yalçınkaya

Blogger’lık yazdıklarının okunmasını istemekle birlikte gelen bir,ey. Yazdıklarınız en çok nerede okunacaksa sizde ister istemez oraya çekiliyorsunuz. Şu anda içerik üretmeyi sevenler Twitter’a doğru çekiliyorlar. Dolayısıyla içerikleri de 140 karakterlik lokma boyutuna indirgenmiş oluyorlar. Ama bütün formatları efektif olarak kullanan birçok yazar var. Yani blogdur, tweet’dir, gazete yazısıdır, içerik üretmek isteyene çok da fark etmiyor bence. Mesela yazılarını bloglarında yazıyor sonra da twitter’a gönderiyorlar. Böylece Twitter’ı bazen bir yayın bazen de bir pazarlama aracı olarak kullanıyorlar.

Söylentilerin kaynağı gazeteciler

Netlog Türkiye İş Geliştirme Yöneticisi – Şekip Can Gökalp

Gazeteci tanıdıklarımın büyük kısmında bu veya benzeri bir önyargı var. Blogları, hatta interneti geleneksel medyaya yönelik bir tehdit olarak görmelerinin altında sektörün genel olarak okurun ya da izleyicinin dikkatini çekmekte yaşadığı sıkıntı yatıyor diye düşünüyorum. İntemette çarpık da olsa çok seslilik var ve bu tek yönlü iletişime alışık medyanın kafasını ciddi şekilde karıştırıyor. Seçilmiş içerik ile serbest içerik arasında belli bir denge her zaman var olacak bence, herhangi birinin yok olması söz konusu değil.
Ttnet Tüketici ve İnternet Servisleri İnternet İş Grup Yöneticisi – Emre Tok
“Ancak özgün, uzun vadeli, sabırlı ve bu işi para kazanmak değil de hayatının bir parçası olarak gören bloggerlar uzun süre yasayacaklar. Bloglar eklentileri ile daha interaktif hale gelecek, insanlar bilgisayar başında daha fazla zaman geçirdiklerinden özgün blogların sahipleri ile tanışacak ve sosyalleşecekler. Microsoft’un Blog ürünü olan Windows Live Spaces dünyada 200 milyona yakın kişi, Türkiye’de ise 3,5 milyona yakın kullanıcı tarafından kullanılıyor.”
Tolga Tanış’tan 3 Aşamalı Döngü
Tolga Tanış, artık blogların sonunun geldiğini anlattığı köşe yazısında bütün bu sürecin, 3 aşamalı bir kısırdöngüsü olduğunu söylemiş ve bu döngüyü şöyle anlatmıştı: “Blog örneğinden gidecek olursak: ilk aşamada Blogger.com vardı. Blog açmak isteyenler buraya gidiyordu. İkinci aşamada ona rakipler çıktı. İsterseniz WordPress.com’dan da blog yayınlamaya başladınız. Üçüncü aşamadaysa bütün kanallar özgürleşti. Yazılımlar çıktı ve isteyen herkes bir intemet adresi alıp blog yayınlamaya başladı. Şimdi aynı döngü, Twitter furyasında yaşanacak. Şu arıda ilk aşamadayız. Herkes Twitter’da. Sonra onun rakipleri büyüyecek. Friendfeed.com ve Trumblr.com da kullanmaya başlayacaksınız. Üçüncü aşamada ise Identi.ca ile tanışacaksınız. Hiçbir siteye bağlı kalmadan istediğiniz gibi mikroblog yayını yapacaksınız. Sıkılıncaya kadar… Sonra yeni bir furya başlayacak. Twitter geleneksel kalacak. Ve böyle böyle devam edecek.”
Blog Ödülleri Kurucusu – Eray Endeş
“Hatırlarsanız VW Golf için hazırladığı bir reklam kampanyasında şöyle demişti. “Efsaneler ölmez, sadece şekil değiştirir.” Blog, blog diye bağırılan şey, birkaç tıklama ile kurulan basit web siteleri değil. Blog, internet üzerinde kullanıcı kaynaklı içeriğin başlangıç noktası. Hal böyle olunca aynı şey bloglar için de geçerli olacak: Bloglar ölmez, yalnızca şekil değiştirir.”

Comments are closed.