Haberler

Müşterilerimizin Görüşleri

Inveon Tanıtım Sunumu

Inveon hakkında ayrıntılı bilgi edinmek ve servislerimizi daha yakından incelemek için tanıtım sunumumuzu izleyin. İzlemek için tıklayın

Demo Talebinizi İletin

Inveon’un şirketinize ne faydalar sağlayabileceğimizi gösterebilmemiz için demo talebinde bulunun. Demo talebi için tıklayın

Basında Inveon

Hayalinin Peşinden Koşan Adam

23 Nisan 2011 Cumartesi

 

 

 

 

 

 

 

 


 

Hayalinin peşinden koştu,

 

‘en başarılı girişimci’ seçildi

 


Yomi Kastro… 29 yaşında İzmirli bir bilgisayar mühendisi… Kendi deyimiyle bir hayali vardı Kastro’nun. Öğrenimini tamamladıktan sonra Pfizer firmasında çalışmaya başlamıştı ve her şey yolunda gidiyordu. Ancak hayalini gerçekleştirmek için doğru zamanı bekliyordu. Girişimci ruhuyla kolları sıvadığında takvim yaprakları 2006’yı gösteriyordu. Yomi Kastro ve Sencer Berrak için ‘doğru zaman’ 2006 yılıydı ve iki ortak Inveon’u kurdu. Inveon, kurulduğu günden bu yana gelişimini sürdürüyor. Şirketin geliştirdiği birçok proje uluslararası alanda ‘best practice’ seçilirken 2009’da imza attıkları yüzde 255’lik büyüme onlara çok önemli bir ödül kazandırdı.

Dünyanın en saygın girişimcilik kuruluşu JCI tarafından Türkiye’de 2009 yılının ‘En başarılı girişimcisi’ ödülüne layık görülen Yomi Kastro ile girişimcilik ruhu ve başarı kavramı üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik

Girişimci ruh, bir yerde cesur ruh anlamına da geliyor. Kurumsal bir firmada çalışıp, yükselme ihtimali gibi seçenekler varken; her şeyi bir tarafa bırakıp sıfırdan bir işe kalkışmak, bir hayalin peşinden koşmak, önce cesaret istiyor…

Girişimciyi girişimci yapan nedir? Biz halen bu sorunun cevabını arıyoruz. Öyle ki ‘Inventures’ şirketinin ana fikri de çevredeki girişimcilerle ortaklık kurmaya dayanıyor. Bu sayede biraz olsun girişimcilik nedir, amacı nedir gibi soruların da cevaplarını çıkarabiliyoruz. Şahsi fikrime göre girişimcilik, var olan bir şeyi değiştirmek, mevcut imkânlardan daha fazlasına sahip olabilmek veya farklı olanı yapmak tutkusu gibi bir anlam taşıyor.  Yeri gelmişken bir konunun da altını çizmek istiyorum; girişimcilikle para kazanma olgusu karıştırılıyor. Girişimcilik motivasyonu aslında bambaşka
bir kapıya çıkıyor. Öyle ki günümüz ticaret yapısında para kazanma isteğiyle yapılabilecek son şey girişimcilik… Bu nedenle girişimcilik motivasyonunun temelini parayla ilintilendirmekten ziyade; belli bir kalıptan çıkmak veya kişinin birden
fazla fonksiyonu aynı anda kendisi tarafından yürütme isteğine dayandırmak daha doğru geliyor. Ve yukarıda saydığım etkenleri gerçekleştirmek de elbette bir cesaretin ürünü.

Spesifik olarak yaklaşacak olursak; bu bir hayaldi ve bu hayalin peşinden gittiniz. Mevcut imkânları bir kenara bıraktınız, sıfırdan yepyeni bir hayata başladınız. Bu bir riskti ve siz bu riski aldınız…

 

Küçük yaştan bu yana teknoloji alanında bir iş yapma hayali taşıyordum. Bunun yanında var olan bir olguyu geliştirmektense yepyeni bir yapı oluşturmak daha cezbedici geliyor bana. Bence dünyadaki en büyük mutluluklardan bir tanesi sıfırdan başladığınız bir işi sürdürülebilir kılmak, çalışır hale getirebilmektir. Ben ve Sencer Berrak da bu düşünceyi taşıyorduk… Ve 2006 yılında ikimizin de ortak düşünce yapısından aldığımız kuvvetle küçük bir ofiste işe koyulduk. Kabul etmek gerekirse evet bir riskti; ancak biz bu riski bir gün alacaktık ve doğru zaman bizim için 2006 yılıydı her şeyi bir kenara bırakıp kendi hedeflerimizin peşinden koşmaya karar verdik.

Peki, Inveon’u kurma kararının sonrasına bakacak olursak; hedefler, dün, bugün ve yarın… Nasıl yorumluyorsunuz?

Aradan geçen zaman zarfında çok ilginç bir şey fark ettim; “Bazı hedeflerimiz, biz yaklaştıkça daha da uzaklaşıyor…” Şirketi kurduğumuzda bazı hedeflerimiz vardı. Bir kısmı finansal, bir gelekısmı süreçler bir kısmı da iş hedefleriydi…
Var olmamız açısından finansal hedeflerimizi tutturmak zorundaydık ancak ‘başarı’ kavramımız
çok farklı konumdaydı bizim için… Bulduğumuz fikirlerin bir harmoni içerisinde olabilmesi, şirketin olumlu bir imaja sahip,
müşterilerin gözünde istenilen değere ulaşabilmesi keza sizin istediğiniz pozisyona
erişebilmeniz gibi finans dışı etkenler de var. Buradan hareketle biz ilk hedeflerimizi yakaladık. Ancak bir müddet sonra bu hedeflerin bizi tatmin etmediğini fark ettik. Hedeflerimize bir adım atarken hedeflerimizin bizden birkaç adım daha uzaklaştığını gördük. Bambaşka şeyler, yeni işler peşinde koşmak istiyoruz. Dolayısıyla hedefleri de revize etmek gerekiyor.İlk günkü hedeflere “evet ulaştık” diyebiliriz ama sonrasında da yepyeni, daha büyük hedefler belirledik ve şimdi o hedefleri tutturmak için çalışıyoruz.

Sıra ödüle geldi… Yüzde 255’lik bir büyüme ve ardından JCI’ın ödülü… Neler söylemek istersiniz?

Teknoloji sektörü aslında size bu rakamları sağlayabilecek bir alan. Geçen yıl imza attığımız yüzde 92’lik büyüme de aslında bunun bir göstergesi. Siz doğru bir noktadaysanız; çalışarak, emek vererek bu rakamlara elbette ulaşabilirsiniz.

Tevazu mu gösteriyorsunuz yoksa sektörün hareket alanı, yüzde 255 gibi astronomik bir büyümeyi reel kılabilir mi?

Bazı iş alanları vardır ki, siz ne kadar iyi olursanız olun o pazar size zaten maksimum büyüme oranı kadar gelişime izin verir. Ondan daha fazla büyüyemezsiniz. Biz çalıştığımız sektörün imkânları açısından biraz şanslıyız. Sektörümüzün en büyük avantajı size bu büyüme rakamlarını sağlayabiliyor. Bizim için önemli olan da büyüme imkânımız olan bu sektörde doğru işler yaparak bu büyümeyi sürdürülebilir kılmak. Ödüle gelecek olursak; JCI gibi bir kurum tarafından bir numara seçilmek çok önemli bir gelişmeydi… Ödüle layık görülmek benzersiz bir hissiyat ancak; dikkat çekmek istediğim bir konu daha var. Biz bu ödüllerin bizi şımartmasına asla izin vermiyoruz. Çünkü bazı hedeflerimiz var ve bu hedeflerin peşinden koşarken asla yavaşlamamalı, durmamalıyız. Ödül almak evet güzel, ancak bazı başarılar elde ettik diye asla doğru bildiğimiz işi yapmaktan ve seri olmaktan da vazgeçmiyoruz.


Türkiye’de girişimci olmak…

Ben Türkiye’de girişimciliği extreme spor yapmaya benzetiyorum. Çünkü Türkiye hızlı değişen bir pazar dinamiğine sahip. Sektörler o kadar çok dinamikten etkileniyor ki, istediğiniz parametrelere hakim olamıyorsunuz. İşte bu bir girişimci için
büyük bir baskı nedenidir. Bir girişimci içsel veya çevresel tüm faktörlere hakim olmak, kontrol etmek, süreçleri yönetmek ister. Bunu başaramadığında da stres altına girer ve başarı oranı düşer. Türkiye’de bunu başaramama ihtimaliniz biraz yüksektir. Dolayısıyla ülkemizde girişimci olmak oldukça stresli bir iş. Zira Türkiye’de inişler çıkışlar çoktur. Her şey yolunda giderken bir anda işler terse dönebilir, kötüyken de yapacağınız atılımlarla bu kez çarkı iyiye çevirebilirsiniz. Bunun karşılığı da strestir…

Diğer ülkelerle kıyaslayabilir miyiz?

Aslında yurtdışında girişimcilik biraz daha farklı ilerliyor. Zira yurtdışında girişimciliği destekleyen ekosistemler var. Ayrıca ticari yapıları da ülkemizdeki kadar kırılgan değil. Sert duvarlara sahipler ve sektör dinamikleri olumsuzluklara karşı daha  ayanıklı. Bir örnek vermek gerekirse; şu anda başarıya ulaşmış internet çalışmalarının neredeyse tamamı yurtdışı modellerin bir klonu gibi… Avrupa ve Amerika’da kullanılan, başarıya ulaşmış altyapılar Türkiye’ye uyarlanıyor.

Klonlamak doğru bir tarz mı peki?

Bu konuda yanlış bir algı var. Klonlamak aslında birebir kopyalama anlamını taşıyor ancak yapılan eylem bu anlamı karşılamıyor. Siz yine sıfırdan bir yapı oluşturuyor ve onu çalışır hale getiriyorsunuz. Yani oradakini alıp burada direk kurmuyorsunuz. Bazı eklemeler yapıyorsunuz, geliştiriyorsunuz daha da önemlisi sürdürülebilir hale getiriyorsunuz.

Biraz da sizden bahsedelim… Yomi Kastro işi bir kenara bıraktığında neler yapıyor?

Ben buna girişimci ruhun laneti diyorum. Yıl içerisinde kendimize vakit ayırıyoruz. Ancak gittiğimiz yerlerde de işle ilgili doneler elde ediyoruz. Ben motosikletle dünyayı gezmekten büyük keyif alıyorum... Örneğin Güney Afrika’ya gittiğimde
muz satıcısının pazarlama şekli çok ilgimi çekmiş “acaba bunu internet ortamına nasıl taşırım” diye uzun süre düşünmüştüm. İşte lanet de bu… Tatildeyken dahi işi, fikri bir kenara bırakamıyorsunuz.



You need to upgrade your Flash Player